Feng shui, doğal çevreyle uyum sağlamak amacıyla yapılan kadim bir planlama pratiğidir. Antik Çin’deki geleneksel feng shui şehirlerin, köylerin, konutların ve çiftlik yapılarının genel yerleşimini kapsıyordu. Feng shui’nin iki ana akımı bu sanatın günümüzdeki biçiminin yollarını belirler. Ana akım, geleneksel Pusula Okulu’nun birikimine dayanan gerçek Çin feng shui’sidir. Bu akım yaklaşık 3 bin yıl önce Çin’de doğdu. İkinci akım, BHS – Kara Şapka Tarikatı denen akım, tantrik Budizme dayanır. Bu hareket birkaç on yıl önce Amerika Birleşik Devletleri’nde geleneğe saygı gösterilmeden ortaya çıktı ve bu da feng shui ilkelerinin basitleştirilmesine yol açtı.
Antik çağda feng shui’ye jeomansi denirdi, çünkü binaların kötü ruhlardan korunması konularını da kapsıyordu.
Yin ve yang ilkesi Feng shui’nin ilk ilkesidir. Yin dişil, edilgen ve zayıf; yang ise eril, etkin ve güçlü kabul edilir. Bu model evrenin yapısını ve düzenini, ayrıca içinde gerçekleşen değişimleri açıklamak için kullanılır.
Bir 5 element çemberi vardır.
Mekân ayrıca hayat alanlarına (bagua) bölünür: kariyer, bilgi, aile, zenginlik, şöhret, evlilik, çocuklar, yardımsever insanlar. Her bölüme bu hayat alanlarını güçlendiren özel semboller atanmıştır.
Feng Shui’nin gündelik hayatta en sık uygulandığı yer evdir. Mobilyaları ve aynaları, doğru ritmi bozmayacak şekilde uygun konumlara yerleştiririz.
Feng Shui’de renklerin de önemi vardır. Bir odaya enerji taşımanın en basit yollarından biri uygun rengi kullanmaktır. Her renk 5 elementten birine karşılık gelir. Odada ihtiyaç duyduğumuz enerjinin türüne göre duvarların, mobilyaların vb. rengini uygun şekilde seçmeliyiz.
Feng Shui aynı zamanda aşkı çekme sanatıdır. Feng shui’nin ilgili elementleriyle bağlantılı coğrafi bölgelerin çok büyük önemi vardır.
Evin ya da dairenin güneybatı kısmına kristaller, bir lamba ya da avize, ayrıca ilişkileri alevlendiren mumlar yerleştirilmelidir. Pembe nevresim takımı aşkı güçlendiren ince bir yang enerjisi getirir. Odaya bir çiftin resimlerini ya da fotoğraflarını koymak da Feng Shui’nin iyi bir uygulamasıdır.
Su – bir kapta ya da çiçeklerde olabilir; odanın güneybatı bölgesinde aşk coşkusu için çok yardımcı olabilir.
Feng Shui oldukça moda bir bilgi alanı hâline geldi; ilk bakışta anlaşılması oldukça basit görünse de aslında öyle değildir. Bütün bilgiden tam olarak yararlanmak için çok okumak gerekir. Zamanla Feng Shui’nin farklı okullarının düşünce biçimlerinde pek çok belirsizlik olduğunu fark ederiz.
Feng Shui’de herkesin yaptığı birkaç önemli hata vardır.
Yanımızda kirli eşyalar, gazeteler, köşeye atılmış nesneler bırakmamalıyız – bu enerjimizin dağılmasına yol açar.
Yatak odasında spor aletleri bulundurmamalıyız, çünkü bu aşk coşkusunun atmosferine uygun değildir. Soluk ve boş duvarlarımızın olması kötüdür. Bu değerlendirilmemiş alan yaratıcı düşünme yeteneğini düşürür.
Tuvalet her zaman kapalı olmalıdır – burada klozet kapağından söz ediyoruz. Açık olduğunda evin enerjisi parayla birlikte akıp gider.
Pencere silmek de çok önemlidir.
Mutfak, parlayıp kullanılmadan durmak için değil, yemek pişirmek için vardır.
Evde musluk damlıyorsa bunu bir an önce onarmak gerekir, çünkü Feng Shui’ye göre bu senin ve ev halkının enerjisinin yavaşladığının işaretidir.
Bir feng shui sorununu çözerken çoğu zaman bir ikilemle karşılaşırız: onu ciddiye alıp çoğu zaman masraflı değişiklikler mi yapmalı, yoksa yalnızca birkaç kristal ve kurdele mi asmalı? Ben şahsen ilk feng shui geleneğini korumaktan yanayım. Bugünkü tüm çarpıtmalar hiçbir şey kazandırmaz, çünkü feng shui’nin gerçek kimliği bozulur. Çin’den gelen ana feng shui akımını anlatmaya çalışacağım. Bu felsefenin temelinde her şeyin sürekli değişime uğrayan bir enerji olduğu inancı yatar. Dünyanın bu kendine özgü enerjetik birliğinin bölünmesinin ilk aşamasında iki enerjiden söz edilir: yin ve yang. İnsan ancak bu iki enerji uyum içinde olduğunda mutlu bir hayat sürebilir.
Yin ve yang kavramı, bütün evrende bulunabilen, birbirine zıt ama birbirini tamamlayan iki güçtür.
Dişil, karanlık ve edilgen taraf. Yin (kelimesi kelimesine “gölgeli yer, (tepenin) kuzey yamacı, (nehrin) güney kıyısı, bulutluluk, karanlık” olarak anlaşılır) siyah ve Ay ile temsil edilir. Edilgenlik, boyun eğme, hüzün, soğuk ve kış anlamına gelir; doğanın dişil yönünü, içedönüklüğü ve çift sayıları simgeler; ona gece ve po ruhu karşılık gelir. Yin’i su ya da toprak simgeler.
Eril, aydınlık ve etkin taraf. Yang (kelimesi kelimesine “güneşli yer, (tepenin) güney yamacı, (nehrin) kuzey kıyısı, güneş ışığı” olarak anlaşılır) beyaz ve Güneş ile temsil edilir; güç, etkinlik, sevinç, sıcaklık ve yaz anlamına gelir; doğanın eril yönünü, dışadönüklüğü ve tek sayıları simgeler; ona gündüz, gökyüzü ve hun ruhu karşılık gelir. Yang’ı ateş ya da rüzgâr simgeler.
Yin ile yang’ın birleşimi her şeyin oluşumunun ve değişiminin nedenidir. Onlardan beş öğe (ateş, su, metal, ağaç ve toprak) doğar, bu öğelerden de geri kalan her şey oluşur.
Yin ve Yang öğretisinin en önemli kaynağı Değişimler Kitabı I Ching’dir. Yin ve Yang öğretisi, Taoizmin ve Yeni Konfüçyüsçülüğün kozmolojik ve doğa felsefesine dair düşüncelerinin önemli bir parçasıdır.
Her şey Yin ve Yang güçlerinin ikisiyle de tanımlanabilir.
Yin ve Yang birbirini dışlamaz.
Feng Shui esas olarak mekânı uygun şekilde düzenleme sanatıdır. Temel varsayım, evin ya da dairenin 9 alana bölünmesidir: kariyer, bilgi, aile, zenginlik, şöhret, evlilik, yaratıcılık, sağlık ve yardımsever insanlar.
Bu alanların nasıl düzenleneceği, neyi başarmak, neyi değiştirmek, hangi sorunu çözmek istediğimize bağlıdır.
Feng shui’de BİTKİLER
Her birimizin evinde bir bitki vardır, dolayısıyla feng shui’nin önerilerinin doğru olup olmadığını kontrol edebiliriz. Bitkiler, yang olan evlerin, kayaların ve nesnelerin aksine yin enerjisine aittir. İnsan ancak yin ve yang uyum içinde olduğunda mutlu olabilir. Dolayısıyla bazı bitkiler çok az, bazıları çok fazla olduğunda işler kötü gider. Dengesizlik enerjinin kötü dağılmasına yol açar. İnsan hem karmakarışık bir çalılığın ortasında hem de çölde yaşadığında daha sık hastalanır.
Dünyanın enerjetik birliğinin ikinci bir bölünmesi daha vardır: enerji 5 elemente ayrılır – Ağaç, Ateş, Toprak, Metal ve Su.
Tüm bitkileri Ağaç elementine dahil ederiz.
Ağaç Ateşi, Ateş Toprağı, Toprak Metali, Metal Suyu, Su da Ağacı yaratır.
Bunun karşıtı zayıflatma döngüsüdür; bu döngüde Ateş Ağacı tüketir, Toprak Ateşi söndürür vb.
Feng shui’nin ikinci varsayımı, insanın kullandığı her mekânın 9 parçaya bölünebilen bir bütün olduğunu söyler. 3 parça Toprak elementine, 2 parça metale, 2 parça ağaca, birer parça da Su ve Ateş elementine aittir. Tüm bölgelere ve onlara karşılık gelen elementlere coğrafi yönler atanmıştır.
- SU – kuzey
- TOPRAK – güneybatı
- AĞAÇ – doğu
- AĞAÇ – güneydoğu
- TOPRAK – merkez
- METAL – kuzeybatı
- METAL – batı
- TOPRAK – kuzeydoğu
- ATEŞ – güney
Bitkiler en iyi doğuda ve güneydoğuda, en kötü ise kuzeybatıda ve batıda büyür.
Dolayısıyla feng shui’de bitkilerin kullanımını her şeyden önce elementler arasındaki ilişkiler belirler.
Bitkileri ve özellikle çiçekleri seçerken elementler çatışacak şekilde bir araya getirilmez. Bu nedenle beyaz-kırmızı ya da sarı-mavi çiçek buketleri olmamalıdır, çünkü bu iki element birbirine tahammül etmez. Aynı şey çiçek saksısının seçimi için de geçerlidir. Beyaz bir saksı seçer (beyaz metali temsil eder) ve içine bir bitki (Ağaç) dikersek, bu düzen iyi değildir, çünkü bu iki element birbiriyle çekişecektir. Bu yüzden lacivert (su) ya da kiremit rengi (ateş) saksılar daha iyi olacaktır, çünkü bu renkler bitkiyle çatışmaz.
İğne yapraklı bitkiler ise Ateş ile temsil edilir ve evde sıcaklık yaratır. Bu yüzden kışın eve bir kaktüs ya da bayramlar için bir yılbaşı ağacı koymakta fayda var.
Feng shui’de aynalar iç mekân düzenlemesinin çok önemli bir unsuru kabul edilir. Ayna pek çok iyilik getirebilir, ama yanlış kullanımı karmaşaya ve sıkıntılara yol açabilir.
Çok sık yapılan bir hata, aynayı antrenin sağ tarafına asmaktır; bu evde gergin durumlara, kavgalara ve aynı hataları tekrarlama eğilimine yol açabilir.
Dar bir antrede kapının tam karşısına asılmış bir ayna ya da giriş kapısının pencerelerin tam karşısında olması çok daha kötü etki eder.
Ayna, antrenin sağ tarafında tuvalet kapısını yansıtacak şekilde asıldığında tehlike daha da büyüktür. Mümkünse ayna omuzları kesmeyecek kadar geniş olmalı ve ev halkının en uzun boylusundan en az on santimetre yükseğe asılmalıdır.
Şekillerin ve renklerin etkisi
Her taş, her renk ve her şekil ya yin ya da yang’dır. Ya sıcak taraf ya soğuk taraf. Bir şey asla tek bir enerjiden oluşmaz, enerjilerin bir bileşimidir.
Yin enerjisinin temsil ettiği renkler oldukça yumuşak renklerdir: yeşil, açık mavi, siyah ve kahverengi.
Bu enerjinin alanına giren şekiller ise yuvarlak, dikdörtgen, dalgalı şekiller ve doğal malzemelerdir.
Yang enerjisi ise kırmızı, sarı ve turuncu gibi etkin renklerdir.
Bu enerjinin temsil ettiği şekiller kare ya da dairesel şekillerdir.
Şekillerin ve renklerin enerjetik ilişkilerini bilerek evde o an ihtiyaç duyduğumuz havayı yaratabiliriz. Yatak odalarında çoğu zaman tuhaf ve uyarıcı renklerle dolu olduğu görülür. Kırmızı, mahrem alan söz konusu olduğunda uyarıcı olarak iyidir, buna katılabiliriz; ama uyku söz konusu olduğunda kırmızı renk bizi uyutmaz. Duyuları harekete geçiren yoğun renklerin enerjileri uykusuzluğa ya da kötü uykuya yol açar. Örneğin mutfak için iyi bir renk yeşildir, çünkü yin enerjisini temsil eder ve yumuşak bir renktir. Mutfakta bu renk bize yemeklerimizi huzur içinde ve keyifle yeme enerjisi verir. Mutfağımız mavi olduğunda o kadar iştahımız olmaz.
